Bu Blogda Ara

14 Nisan 2010 Çarşamba

ÖLÜ MEKTUPLARI - 3 (GEL - GİT)

Yokluğunun muhabbetine de doyum olmuyor... Ama bana her an sensizliği anlattığı için sıkıldım. Terkedişimin çaresiz direnişinden tükenmiş ve özlemiştim onu, yalnızlığıma küsmüştüm... Gittim ona, beni huzura kavuştursun diye... Dönüyordum ona yine, oysa döneceğime dair söz vermemiştim. O da alışmış gibi "gel - git" lerime kabul etti beni yüreğine... Sanki inanmadı geldiğime... Sanki biliyordu yine gideceğimi... Hoş geldin bile demedi bu defa ama buyur etti beni dizlerine... Dizlerine aktı sessizliğimin acısı... Derinlerimde bir yerlerimi kanattı... Yalnızlığıma akan yaşlarımı sildi suretime dokunmaya korkan elleri... Ve avuttu beni bir annenin çocuğunu avuttuğu gibi...Ve zehir akıttık ikimiz geceye varoluşumuzla... Ve kirlettik aşkı ruhumuzda... Ve "ah"larımızı aldık birbirimizin ve birbirimize verdik yine... Sabahladık dipsiz muhabbetlerde, üşümedim bu defa ama bir an yokluğun girdi aklımın koynuna,hafif bir titreme sardı ruhumu... Ve ben, ben yine ağlayamadım küskün yalnızlığıma, öğrenilmiş çaresizliğim olan yokluğuna ve yine öğrenilen çaresizliğim denizsizliğime... Ağlayamadım... Ne tuzlu, ne tuzsuz!... :( Gün ağarırken yokluğunun ertesine "gelişlerime" yine "gitmeler" ekledim ve gittim huzur dolu rıhtımlardan... Ondan gittim yine... Ve bugün senin var olacağına inanarak... Ama sen yine yoktun günümde ve ben yine yoktum sende... Çok mu kırmıştım seni? Yoksa sen de bir ara benim olduğum gibi, yalnızlığına mı aşık olmuştun? Benimkisi küsmüştü bana, aldatıyordum çünkü onu, o yetmezmiş gibi sen de yokluğunla cevap veriyordun, cevapsız... Asılı kalmış, sesi soluğu çıkmaz olmuş suspusluğuma... Yalnız kalmış varlığıma, yalnızlığın bile terk ettiği yalnızlığıma! Ve bir tek "Denizlerim" direniyordu ve razıydı gel - gitlerime... Ve birtek onu terk etmiştim ben severek... O çağırıyordu beni her yıkıcı lodosta... O direnmişti sadece terkedişlerime...Ve aklım sendeydi... Sen yokluğuna sığınıp susuyordn yine... Susup, yokluğuna hapsediyordun beni! Ben yokluğunla kala kalıyordum, yalnızlığıma susup! Susuyorduk birlikte ve bilmeden (ya da sen bilerek yapıyordun bunu) acıtıyorduk birbirimizi... Acıyorduk, kalplerimize sığınmış sessiz yalnızlıklarımıza!
19.02.2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder